Zeynebiye - Ehlibeyt Dünyasının Gündemi | Türkiye Caferileri

Özgündüz: "Biz Âl-i Muhammed'in Tarafındayız"

Ramazan Bayramı dolayısıyla Zeynebiye Camii ve Kültür Merkezi'nde toplanan onbinlerce kişiye seslenen Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, Ortadoğu'da yaşanan gelişmeleri değerlendirdi: 

09 Ağustos 2013
Özgündüz:

Bizim dinimiz, iyilikleri emreden, kötülüklerden nehyeden, barışı esas alan, adından da belli olduğu gibi, Rahman ve Rahim'in gönderdiği, Rahmet Peygamberinin tebliğ ettiği, aziz İslam dinidir.
 
Bu açıdan bizim savaşımız da barışın tesisi için olmalıdır. Savaşımız, barış ve huzuru tesis ve temin etmek için olmalıdır, fitne çıkarmak için değil. Hele bir de aynı dinin mensupları arasında, kavmiyet, mezhep, anlayış, içtihad, bölge bahaneleriyle fitne ve fesat çıkarmayı kesinlikle reddediyoruz, kınıyor ve lanetliyoruz.
 
Müslümanlar birbirinin dostu olmanın ötesinde, Kuran'ın emri ile gerçek kardeşlik duygularını geliştirmek durumundadırlar. Kin ve nefret, Kıble ehline karşı, Kuran ehline karşı, Muhammed ümmetine karşı her kim besliyorsa, gönlünü bu bayramı bir vesile ederek, bu mübarek ayı bir vesile ederek, yeniden gözden geçirip, temizleyip, inşallah bu namazla birlikte de Allah'tan temiz gönülle istediği iman sefasını, uhuvvet meveddetini, kardeşlik duygularını, dünyevi kin ve nefretin oluşturduğu cehennemden kurtulmanın ve ahiret cehenneminden kurtulmanın beraatini Rahman ve Rahim olan Cenabı Rabb-ul aleminden alarak inşallah yuvalarınıza dönersiniz.
 
Biz camia olarak Türkiye'deki İslam derdi olan, din derdi olan, mektep derdi olan Caferilerin kati çoğunluğu olarak, Kuran'dan esinlenip, Resulu Ekrem'in ve Ehlibeyt'in emirlerinden esinlenerek, hep Müslümanlar arasında barışın tesisinden yana olmuşuz, bunun için elimizden gelen tüm gayretleri sarf etmişiz. Bu, kimseden, kimsenin saldırısından korktuğumuzdan değil, Allah'tan korktuğumuz, Resul'ünden utandığımız ve O Resul'ün bize Allah katından getirdiği kitaba iman ettiğimiz içindir, yoksa İmam Zeynel Abidin (as)'ın buyurduğu gibi, "Biz şehadetten korkmayız." Yerel ifade ile pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. Bizim şehadetten korkumuz yok, ama Müslümanın Müslümanı öldürmesine cihat diyen gafillerden de değiliz. Müslüman, Müslümana ancak iyilikleri, güzellikleri tavsiye eder, Müslüman Müslümana hakkı tavsiye eder, Müslüman Müslümana sabrı tavsiye eder, Müslüman, savaşan Müslümanlar arasında fitneyi körüklemek, ateşe benzinle gitmek yerine, barışı tavsiye etmeye son derece gayretkeş olur. Velev ki bu barışa yanaşmayanın üstüne topyekûn çullanma suretiyle de olsa. Kuran'ımız böyle buyuruyor.
 
 
Müslümanlar arasında savaştan vazgeçmeyen tarafın üstüne topyekûn çullanın, onu Allah'ın emri olan barışa boyun eğdirene kadar, diz çöktürene kadar fitnecinin üstüne gidin. Onunla savaşın, ta ki Allah'ın emrine boyun eğsin, aziz İslam'ın barış ilkesine diz çöksün. Biz bunu esas almışız.
 
Ortadoğu'da, Filistin-İsrail ihtilafında, aslında, Mescid-i Aksa'nın esaretinde ve milyonlarca kardeşimizin, kimisinin esir hayatı, kimisinin mazlum hayatı, kimisinin muhacir hayatı yaşadığı davada, kardeşlerimizden, mazlumdan yana, İsrail'in, siyonizmin ve arkasındaki emperyalizmin karşısındayız. Tarafımız net ve açıktır.
 
Ruhu şad olsun, İmam Humeyni mübarek ayın en son Cuma’sı, gönüllerin en temiz olduğu umulan Cuma’sı, günahlardan en çok arındığımız umulan Cuma’sını Kudüs günü ilan etmesi de, bu anlayışın ifadesidir. Bu bir mektebi duruştur. Ehlibeyt mektebinin duruşudur. Ama Suriye olaylarında, Irak olaylarında, Pakistan olaylarında savaşan iki taraf yok. Emperyalistler kendileri meydanımızdan kaçtılar. Çarpıştık, onlar kaçtı.
 
Fakat ne edeyim ki, ümmet içerisinde, Resulallah'ın getirdiği bu selam ve sefa dininden mahrum İbni Teymiyye'nin 700 yıldan beri ektiği fesat tohumlarını İngilizler, besledi, süsledi ve bir yobaz takımı oluşturdu.
 
Ehli Sünnet'i de, Şia'yı da topyekûn kafir ve müşrik gören, katlini vacip gören, ırzını, malını, namusunu, kanını helal gören ve son zamanlarda görüyorsunuz çocuklara bile merhamet etmeyen bir yobaz taifesi oluşturdu. Onların yobazlığına rağmen, bizim onların savaştığı taraflara barışçıl çözümü sunmamız, barışçıl çözüm tarafında olmamız ve çözümün barışçıl yöntemlerle üretilmesini isteyen tarafta olmamız, yine bizim dine, Kuran'a, Allah'ın emrine, Resul'un tavsiyesine uymamızdandır.
 
Irak'ta devlet ve milletin en az yüzde 95'i barışçıl çözümden yanadır. Ama Osmanlıya karşı savaşmanın ödülü olarak İngilizler tarafından Al-i Suud ve Al-i Şeyh ailelerine lütfedilen devletlerin petro-dolarlarıyla o yobazları tahrik edip, eğitip, silahlandırıp doldurmaktalar, keza Suriye'de de.
 
Suriye'de azınlık olan Alevi'nin, çoğunluk olan Sünni'ye tahakkümü, kavgası yoktur. Milletimiz çok kötü bir şekilde ve basının ipotek altına alınıp, tek taraflı iftira bilgileriyle ne yazık bilgi kirliliğine maruz kalmıştır.
 
Suriye'deki hükümet, Sünni hükümettir. Azınlık Alevi'nin çoğunluk Sünni'ye tahakkümü değildir. 30 bakanın sadece 3'ü Alevi bakandır. Bu, yüzde 10 demektir, Alevi toplum yüzde 10'dan fazladır orada.
 
Diyanet teşkilatının yüzde 100'ü Sünni teşkilattır. Başında da Müfti-i Azam Ş. Bedreddin Hassun kardeşim vardır. Tavizsiz bir Ehli Sünnet, Hanefi alimidir. Allah yardımcısı olsun. Ümmetin birliği için oğlunu şehit verdi, of demedi. Fitnenin karşısında durduğu için oğlu şehit oldu, diğer aile efradı ve kendisi de her zaman teröristlerin, eğer bir numara demezsek, en azından iki numara hedefidir.
 
Bugün Türkiye'de ben Müslümanım diyen, İslami hassasiyeti olan herkesin boynunda ilmi ile irfanı ile hakkı olan Ş. Ramazan El Buti, bir- iki ay bundan önce bildiğiniz gibi mihrap şehidi oldu. Tavizsiz bir Sünni alimidir ve Ortadoğu'nun yetiştirdiği ender Sünni alimlerden birisidir.
 
Sırf İsrail'e karşı, anti-İsrail, anti-siyonist devleti yıkmamak, Suriye'yi dağıtmamak ve sorun varsa barış yoluyla çözmeyi istediği için, şehit ettiler, caminin içinde onlarca namaz ehli Hanefi ile birlikte bombayla şehit edildi.
 
Halep, Bağdat'dan sonra, Şam'dan sonra, Suriye'nin en büyük şehri ve sanayi şehridir. Halep, yüzde 90'dan fazlası Sünni bir şehirdir, Hanefi'dir. Binin üzerinde fabrikayı, yani o Hanefi, Sünni kardeşlerimizin ekmek teknesi, bu teröristler tarafından sökülüp Türkiye'de pazarlarda hurda, demir diye satıldı. Bu ne demektir? Bu yüzbinlerce Hanefi, Sünni'nin aç kalması anlamına gelir. Ve en çok katledilen, bu teröristlerce öldürülen, mağdur edilen Hanefi, Şafii Müslümanlardır Suriye'de. Bu son haftada, içler acısı yüzlerce çocuk, kuzu kurbanlık gibi onlar tarafından katledildi, Kürt oldukları için. Hiçbir Sünni alim buna cevaz vermiyor. Çocuklara Allah bile günah yazmıyor.
 
Myanmar'da yüzlerce çocuk, piknik mangallarında diri diri, sırf Müslüman çocuğudur diye, yakıldı Budist'ler tarafından, bunların ektiği fitneler yüzünden. Ve onların tamamı da Sünni'dir.
 
Mescid-i Aksa esir, Filistin toprakları işgal altında, onlara karşı savaşmıyor bunlar, çünkü patronları İngilizler, Amerikalılar, İsrailliler onları nereye kışkırtsa, oraya havlamaktalar, oraya saldırmaktalar. Ne yazık ki çok sadıktırlar. Sahiplerine sadıklar, Rab'larına sadık değiller.
 
Şimdi biz, iki tarafın birbiriyle savaşmadığı, bir tarafın kuduz köpekler gibi Müslümanlara, Sünnilere saldırdığı, ekmeğiyle, namusuyla, diniyle, anlayışıyla, vahdetiyle, vatanıyla hepsini yok etmeyi mübah gördüğü mazlum Suriye Sünni halkının yanındayız. Suriye'nin Sünni devletinin yanındayız.
 
Bütün sorunlarımızı, barışçıl yöntemlerle çözelim diyen, o Sünni devletin başındaki Alevi Beşar'ın tarafındayız.
 
Hiçbir devlet, memleketinin harap edilmesine seyirci kalamaz ve dünyanın dört bir yanından, onlarca ülkeden,  İngiltere'den, İtalya'dan, Amerika'dan, Fransa'dan, gelen teröristlere el açıp dua edemez, elini elinin üstüne koyup, onların ülkesini yok etmesine seyirci kalamaz.
 
"Suriye halkı benim idamımı da isterse ben varım. Suriye halkının eliyle idam sehpasına çıkmaya ben varım, ama kuduz köpekler gibi ülkeme saldırıp, ülkemin alt yapısını tahrip eden, ülkemin insanlarını katleden teröristlerle de sonuna kadar savaşacağım." diyen aslan Esad'ın tarafındayız. Yanlış mı yapıyoruz? Beri taraftan evet aziz dostlarım karşı tarafın cinayeti binlerce kez tescillenmiştir. Adam eti yedikleri kendileri medyaya iftihar vesikası olarak tescil etmişlerdir.
 
Suriye'ye karşı, Suriye devletine karşı savaşan teröristler, insan ciğeri çıkarıp yediklerini kendileri video ile kaydedip dünya haber ajanslarına takdim etmişlerdir. En büyük ve saygın sahabilerden olan Hz. Hucr bin Adiyy'in mübarek, çürümemiş naaşını, fehtettiği toprakların, fatihi olduğu toprakların üzerinde rahat bırakmamış, o naaşı mezardan çıkarıp, namalum bir yere götürmüşlerdir.
 
Dünyanın gözü önünde her gün onlarca, bombalı saldırılar yapıyorlar araçlarla. Bunu nereden öğrendiler? Ne yazık ki bizden öğrendiler. Şia Hizbullah'tan öğrendiler. Şia Hizbullah, Lübnan'da hiçbir vatandaşını, hiçbir dindaşını domuz bağıyla, işkenceyle öldürmemiştir. Ama işgalci İsrail'i, Amerika'yı, Fransa'yı, İtalya'yı, İngiliz'i, üç-beş yüz eli boş gençle, işte bu yöntemle alt edip ülkelerinden kovmuşlardır.
 
Sene 1982, o günü hatırlayanların hepsi biliyor, bir defada 250 işgalci Amerika askerini havaya uçurmuştur. Bir saldırıda 150 Fransız askerini havaya uçurmuştur. Hizbullah, işgalci askeri güçlere karşı bunu kullanmıştır. Ama emperyalistler, karşımızda direnemeyen, üç-beş yüz eli boş, silahsız gencin karşısında, Hizbullah gencinin karşısında bile dayanamayan sözüm ona bu Kudüs yobazları, Hizbullah'tan aldıkları o yenilgi sebebi olan araçlı saldırıları, onların eliyle Şia'sıyla, Sünni'siyle, mazlum Müslümana karşı uygulamaktadırlar. Bunu inkar mı edeceksiniz? Çocukları katlediyorlar bunu inkar mı edeceksiniz?
 
Biz onun için, onların karşısındayız. Onların karşısında saf tutmuşuz, çünkü onlar, siyonizme ve emperyalizme hizmet ediyorlar. Onlar için savaşıyorlar, değilse, aynı güçlerini İsrail'e karşı kullansınlar bakalım. Arap toprağını işgal eden İsrail, ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa'yı işgal eden İsrail, Sünni Müslüman Gazze'yi her gün bombardımana tutan, iftar sofrasının başına, evini yıkan İsrail’e karşı savaşsınlar.
 
Onlara karşı savaşmaz, Suriye'ye karşı savaşırsanız, sizin dininiz, onurunuz, şerefiniz, imanınız, hepsi sorgulanır. Hayır, sizin insanlığınız sorgulanır. Biz onun için, onların karşısındayız.
 
Beşar en başından beri, sandık koyalım, halk kimi istiyorsa o olsun diyor, barışa yanaşmayan tarafın, emperyalizmin maşası olan ve dünyanın otuz civarındaki ülkesinden gelen teröristin karşısındayız. Gelip orada barışı kabul etmeyen, tekbir sesleriyle, Allah'ın adını anarak Peygamber evladı seyyidin, oğlunu gözünün önünde kesen bu vahşi canavarların karşısındayız. Olmayalım mı? Bir taraf eğer Suriye halkının bir sorunu varsa, işte sandık buyursun, çözsün. Dünya, gelin, demokrasi çıtasın Suriye'de en yükseğe koyalım, buyurun gelin diyor, barışa yanaşmıyorlar. Çünkü biliyorlar ki, Suriye'deki Sünni halk da, her şeye rağmen ülkesini terk etmeyen Sünni halk da Beşar'ın tarafındadır. Kendi istihbarat kaynakları bunları söylüyor onlara, onun için, barışçıl çözüme gelmiyorlar.
 
Suriye'yi yıkacağız ki, İsrail karşısında direnişin kalesi yıkılsın. Emperyalistler bunu istiyor, peki Müslümanlar siz neyi istiyorsunuz? Sözüm ona ben Müslümanım deyip, bu kuduz çetelerin arkasında durmak, hangi İslami ve milli çıkara hizmet etmektedir? Siz bunun cevabını verin.
 
Ben seviyeyi biraz daha düşürerek, Şia arasında da, "bize ne canım, biz başımızı dolaştırdık da, kaldı oranın derdi" diyenlere, kendi, mezhebi duygusuyla seslenmek istiyorum.
 
Siz değil misiniz," Ey Hüseyin, keşke seninle olsaydık, göğsümüzü sana siper etseydik, senin Zeyneb'ine siper etseydik, seni şehit ettirmeseydik, Peygamber emanetine, bu hıyanete izin vermeseydik, Ali kızı Zeyneb'i, Zehra kızı Zeyneb'i, Peygamber kızı Zeyneb'i esir ettirmeseydik!" diyenler sizler değil misiniz?
Değilsen, değil Caferiliğini, Şiiliğini, Müslümanlığını bile gözden geçirmelisin. Eğer bu isen, her sene, yüzbinlerle orada toplanıp, “Lebbeyk ya Hüseyin!” diyen sizseniz, neyine Lebbeyk diyorsunuz? Her gün Hüseyin'in züvvarı bombalanmıyor mu? Hüseyin'in, Abbas'ın türbesi hedef alınmıyor mu? Dünyanın en büyük altın kubbesi Samarra'da yerle yeksan edilmedi mi? Her gün Zeyneb-i Kubra'nın mezarı hedef alınmıyor mu bu kuduz köpekler tarafından?
 
Peki bunun içinde mi sen taraf olmayacaksın, bize ne diyeceksin? Kusura bakma ama, birileri gayretsizdir diye, onların gayretsizliği bizim ölçümüz değil. Zeyneb'in mezarına atılan her kurşun, bunu bu ülkeyi yöneten en üst makama da arz etmişim, bizim yüreğimizde patlıyor, biz tarafız.
 
Ali kızı Zeyneb'e saldıranlar, Hüseyin'e saldıranlar, Ehlibeyt imamlarına saldıranlar, sahabelere saldıranlar, Ali kızı Sakine'nin mezarını yıkanlar, Müslümanların topyekûn sevgilisi, Habeşistan fatihi Cafer-i Tayyar'ın mezarını yakıp yıkanlara karşı, biz tarafsızız mı diyeceğiz? Biz tarafız, Ehlibeyt'ten yana, İslam'dan yana, mazlum halklardan yana, Müslüman kardeşlerimizden, mezheplerine bakmadan topyekûnundan yana tarafız. Emperyalizme uşaklık eden teröristlere karşıyız, bu kadar net.
 
Bu vahşetleriyle birlikte onların yanında duranlar utansın, onlara seyirci kalanlar, ona tarafsız olanlar utansın. Bizim utanacak bir tarafımız yok, çünkü biz, Kuranî, Muhammedî, Haydarî, insanî bir duruş sergilemekteyiz.
 
Muaviye'nin sofrasından beslendiği için taraf olmaktan korkan, çekinen , gayretsiz de, gayretsizliğini bu millete bulaştırmaya kalkışmasın. Haydar-ı Kerrar'ın Şia'sı gayretsiz olamaz. Haksız mıyım?
 
 
Ülkeme gelince, varsın bir-ikisi emperyalizmin oyununa gelsin, satılsın demiyorum, ben hiçbir zaman Türkiye'yi yönetenlerin satkın olabileceğini düşünmüyorum, yanıltılmış olabileceklerini düşünüyorum. Onlara kardeşçe uyarı vazifemizi yapacağız. Allah'ın bize emridir, Emri-bil maruf, Nehy-i münker etmek. Biz kimiz? Biz Türk milletiyiz, biz Müslümanlarız, bu da bizim İslami görevimiz. Yanlış yapanlara dur diyeceğiz. Ama bir kez daha bu bayram vesilesiyle, milletimizi bütün kesimleriyle, Azerisiyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Kürdüyle, Türküyle tebrik ediyorum. Allah bu bayramı onlara zafer bayramı yapacak inşallah.
 
Bütün bu haber emperyalizmine rağmen, en direkt siyonizmin hizmetinde olan medyaya rağmen, onların yanlış bilgi ve tahrikkar empozelerine rağmen oyuna gelmediler, birliklerini bozmadılar. Bu bayram bu millete kutlu olsun.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.