Hamit TURAN

Ben Şu Hükümetin Ağzını Kıracağım!?

07 Haziran 2013 07:16

Gerek Tahran’da gerek Mukaddes Kum kentinde bir yerden bir yere giderken köprülere ve üst geçitlere mizansen asılan bayraklar ve rengârenk flamalar dikkatimi çekiyor. Şehrin muhtelif yerindeki hummalı süsleme çalışmaları, inkılap günleri olan “Dehe-i Fecr” (Şafakta on gün) kutlamalarının yaklaştığını anlatıyor. “Yine şafakta on gün” kutlamalarına katılmak üzere gelen otellerde karşılaştığımız davetli kafileleri de bunu gösteriyor.

Çeşitli yerlerde, yer yer rastladığım bir ses beni 35 yıl önceye götürüyor birden: “Ben şu hükümetin ağzını kıracağım, ben kendim yasal bir hükümet tayin edeceğim..” Evet, bu büyük Rehber İmam Humeynî’nin, 1 Şubat 1979’da Paris’ten uçakla gelip Tahran Mihrabad Havaalanı’na indikten sonra halka hitaben yaptığı o tarihi konuşmasından iki cümle…

Şehir ne kadar süslenirse süslensin, düzenlenecek anma törenlerinde kürsüden halka seslenecek konuşmacılar, mescidlerde, Huseyniyelerde minberlerden halka seslenen vaiz ve hatipler ne kadar anlatırsa anlatsın, tüm bunlar İnkılaba kurban giden milyonluk şehidler kervanından ne bir tek şehîd’in dünyasını, ne bir şehid yakınının içindeki duyguları anlatmaya yeter.

Hotel-i İnkılab’da beni ziyarete gelen Rıza bu şehit yakınlarından biri. Telefonla kendisini arayıp “ben babanın öğrencilerinden Hamit Turan” diye kendimi tanıtmaya çalıştığımda heyecanla “lütfen evimize buyurun, babamın hatırasısınız, size hizmet edelim” diye heyecanla bizi davet etmişti.

Çantasından bir kitap çıkarıyor, İmam Humeyni'nin seçkin talebelerinden olan merhum üstadın inkılab hatıralarını içeren bir kitap ve ardından bir kitap, hayır bir albüm, heyecanla açıyorum albümü, merhum üstadın Necef’ten Kum’a, sonra cepheden cepheye, dersten derse uzanan fotoğrafları… Sonra 5-6 yaşlarındayken Necef’ten tanıdığımız ve sonra İnkılabda 14 yaşında cepheye katılıp 20 yaşında şehid olan oğlu Muhammed Cevad’ın ve ardından üstadın hem kardeşi oğlu hem damadının cephe hatıraları ve şehadet fotoğrafı izliyor fotoğraflar serisini… Bir anda hatıralar tazeleniyor ve duygulanıyoruz.

Adeta durumu toparlamak adına bir başka koli çıkarıyor, ambalajlı paket, kapağı ünlü ressam Mahmut Ferşçiyan’ın bir eseriyle süslü büyük boy bir Hafız Külliyatıdır. Derken bir davetiye, Ağabeyi Muhammed Cevad şehid olduktan sonra dünyaya gelen ve üstadın hayattaki tek oğlu olan Rıza’nın düğün davetiyesi.. “Biz sade yaşarız, düğünümüz de sade olacak, lütfen buyurun, teşrifiniz bizi mutlu edecek diyerek bizi düğününe davet ediyor. Merhum Üstad Ayetullah Şeyh Ali Al-i İshak’ın, şehid oğlu ve damadının ruhları için bir fatiha okuyarak düğününe katılacağıma söz veriyorum…

İmam Humeynî, o konuşmayı yaptığında kim bilir zamanın ABD başkanı Jimmy Carter ve ABD’nin ilahlığına inananlar alaylı alaylı gülmüşlerdi. Ama aradan henüz 10 gün geçmişti ve İmam Humeynî’nin bu sözleri alay konusu olarak dilden dile dolaşıyordu. 22 Behmen 1357 Hicrî Şemsî, 11 Şubat 1979’da İslam İnkılabı kansız şekilde zafere ulaşıyordu.

Tarihe damgasını vuran bu olay, CIA’yı şok ederek onlara şu raporu yazdırıyordu: “Bu inkılap ve sonuçları varlığımızı yerle bir etti.  Adamlarımızı dağıttı, istikrarlı kurumlarımızı ve sistemlerimizi yok etti”
Zamanın CIA şefi Stanfy İslam inkılabı hakkında şunları dile getiriyordu: “CIA, iki konu hakkındaki öngörüsünde başarısızlığa uğradı: 75 yaşında sürgündeki bir adamın Şah’a muhalif gruplara hükmedeceğini ve güçlü İran ordusuna rağmen inkılabın bu kadar çabuk gerçekleşeceğini beklemiyorduk”

Artık, 2500 yıllık şahlık rejimi devrilmiş, şah kaçmış, şah hükümeti yıkılıp yerine İslam hükümeti kurulmuştu. Artık iş işten çoktan geçmişti ve bu bir halk inkılabıydı. Bu, zalim müstekbir azınlığın karşı zafer kazanan mazlum ve mustaz’af çoğunluğun hâkimiyeti idi. Rehberiyle bütünleşen halk karşısında defalarca karşı devrim denemesi yapan ABD, yenilgi üzerine yenilgi alırken ezeli rakibi SSCB ile işbirliği yapması da onu bu yenilgiden kurtaramadığı gibi çok geçmeden, SSCB’nin kendisi dağıldı.

ABD’nin tüm tehditleri karşısında İmam Humeynî “Amrika hiç ğeleti nemitevaned bekoned” (Amerika hiçbir halt işleyemez) diyerek kafalarda “zihinlerde dev” gibi hükümran olan Amerika putunu yerle bir ediyordu.
Ümidini İran İslam İnkılabı İmam Humeynî’nin ölümüne bağlayan ABD’nin, basîretli ve İnkılabının yetiştirdiği deneyimli şahsiyeti Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali Hameneî’nin bu İnkılabın rehberiyetine getirilmesi ABD’nin bu ümidini de suya düşürdü.

Dağılma sırasının kendisine geldiğini düşünen kapitalist ABD’nin elinde artık tek bir kozu kalmıştı: İran İslam Cumhuriyetine karşı yürüteceği tecrit ve ekonomik ambargo. Fakat aradan geçen 35 yıllık süre gösterdi ki ABD’nin bu silahı bile kendini vurdu.

İran’a yaptığım bu son ziyaretim sırasında çok büyük pahalılığa şahid oldum. Ancak, bütün bu zorluklara rağmen, pahalılıktan yakınsa da halk, inkılabına sahip çıkıyordu.
İmam Humeynî’nin vefatından sonra tahlillerinde “artık inkılap sona ermiştir” görüşlerini insanlara empoze etmeye çalışanların tezlerinin, geçen süreç içinde ne kadar sinsi bir plan olduğunu ortaya koymuşlardır. Ekonomik ambargo ile İran’ı dize getirebileceğini sanan ABD’nin, 35 yıl sonra kendisinin İran İslam İnkılabı karşısında adeta diz çökmesiyle sonuçlanmıştır.

Ambargo uygulayan ABD’de hükümet ekonomik kriz yüzünden kepenk kapatırken, ambargo uygulanan İran’ın önüne yepyeni bir ekonomik sıçrama sayfası açılmıştır.

Sürekli bir radikal, bir ılımlı cumhurbaşkanını iktidara taşıyan İran, bu vites değiştirme manevralarıyla şimdilerde hem ılımlı hem radikal kanadı buluşturan Hasan Ruhanî’nin cumhurbaşkanlığında, Tahran’ın özgürlük meydanında Özgürlük Anıtı karşısında milyonlarla inkılabın 35. Yıldönümünü kutluyor. Hz. İmam Ali (as) mektebinden " azla yetinmeye evet, avuç açmaya hayır." ve "izzetle ölmeye evet alçalarak yaşamaya hayır." öğretisinden ders alan İran halkı şimdi izzetli duruşuyla dünya halklarına ders veriyor.

Evet, böylece büyük rehber İmam Humeynî’nin “Amerika hiçbir halt işleyemez” sözü doğruluğunu bir kez daha ortaya koyuyordu.

Gazi Ayetullah’ul-Uzma Seyyid Ali Hameneî’nin rehberliğinde coşkuyla İnkılabın yıldönümü kutlanırken 22 Behmen marşı sesleri semalarda yankılanıyor:

Bist o doyi behmen
Bist o doyi behmen
Ruz-i pîruzi-yi mâ
Ruz-i şikest-i düşmen

(22 Behmen bizim zafer günümüz, düşmanın yenilgi günü)

İmam Humeyni ve şehidlerin ruhları şad, gönül verenlere mübarek olsun!

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

Yazarın Diğer Yazıları

BÜYÜK DÜŞÜNMEK
07 Haziran 2013 07:16

Nefsime Nasıl Hakim Olabilirim?
07 Haziran 2013 07:16

Hilal Tespiti Üzerine
07 Haziran 2013 07:16

Binek, Azık ve Yol..
07 Haziran 2013 07:16

MUHARREM NACİ DEDEMİZİ HAKKA UĞURLADIK
07 Haziran 2013 07:16

REĞAİB GECESİ
07 Haziran 2013 07:16

Camiye gitmenin ve Cemaat namazının sevabı
07 Haziran 2013 07:16

PÎR-İ CEMARAN İMAM HUMEYNÎ?DEN NEV CİVANLARA
07 Haziran 2013 07:16

Hak Yolun Yiğit Şehidi: Muhammed b. Ebi Bekr
07 Haziran 2013 07:16

Eğer Iğdır Kaybedilmişse, Türkiye Kaybedilmiş Demektir
07 Haziran 2013 07:16

Tüm Yazılar