Özgündüz: En Büyük Tehlike Vahhabiliktir (Foto-Video)

Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, İslam dünyasının en büyük belasının mezhep çatışmaları ve tekfirî anlayış olduğunu söyledi.

İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu (TAKRİB) ve Saadet Partisi işbirliğiyle 28 Kasım Perşembe günü İstanbul’da gerçekleşen İslami Uzlaştırma Konferansı'nda konuşan Özgündüz, Ehli Sünnet alimlerinin tıpkı Suriye uleması gibi Vahabiliğin karşısında duruş sergilemesi gerektiğini vurguladı.

Özgündüz'ün konuşmasının tam metni:

İslam toplumunun üzerinde iki asırdan beri emperyalistler mezhep ve kavmiyet savaşı çıkarmak için planlar yapmaktalar. Problemimiz budur. Çözüm noktasında bu toplantıların katkı yapacağını umuyorum, ama, neden bizi birbirimizle savaştırmak istiyorlar, çünkü, Çanakkale’de çeyrek milyon şehit vererek dünya emperyalizmini dize getirdik.

Daha yakın tarihte 1982’de Lübnan’ı İsrail ve düvel-i muazzama işgal ettiler, elinde silahı bile olmayan birkaç yüz Hizbullah’ın gençleri, bu düveli muazzamayı da, İsrail’i de ülkelerinden kovmayı başardılar, ders aldıkları mektebin imamı Haydar-ı Kerrar gibi. 2006’daki mağrurca girdikleri Lübnan’dan, mağlupça geri çekilmek zorunda kaldılar, şanlı Hizbullah destanının karşısında.

Baktılar ki tilki sürüsü, sayısı ne kadar fazla olsa da aslanla baş edemiyor, şimdi de aslanı aslanla boğdurma çabasına girdiler. Bunun için de problemimiz olan iki şeyden istifade etmekteler. Birisi, bağımlı liderlikler, emperyalizmden destur alan, emperyalizmin Müslümanların başına musallat ettiği liderlikler. 60 İslam ülkesinin içerisinde üç-beşini en iyimser rakamlarla istisna edersek, kalanı bu durumda ise, İslami vahdetin kurulması mümkün olmuyor. Hiç değilse yarıdan fazlası bağımsız liderler tarafından yönetilseydi, diğerlerine de birlik empoze edilebilirdi.

Ama ne yazık ki böyle değildir, yüzde doksanı bağımlı liderler tarafından yönetiliyorsa İslam toplumları, emperyalistler ne isterse onu da bu ülkelere tahmil ediyorlar. Bu bir problem, çözülmesi kolay değil ama mümkündür.

İkinci ve en önemli problemimiz, iki asır bundan önce İslami birliği temsil eden Osmanlı İmparatorluğunu, onun bünyesinde İslami birliği parçalamak için İngilizler Vahhabiyeti oluşturdular, örgütlediler. O gün bugündür bu anlayış İslami birliği hedef almaktadır, elindeki güç, arkasında emperyalizmin desteği ve her gün kasasına akan bir milyar doları aşkın petro-dolar, mukaddes toprakların onların elinde olması, onların yönetiminde olması onlara müşiş manevi güç veriyor.

Hani şeytan demişti ya, ben senden başkasına secde etmem diye, işte bu şeytani tevhit anlayışıyla, güya kamil tevhidi savunurcasına, diğer bütün İslam mezhepleri lüzum gördüğü zaman tekfir ederek, müşrik sayarak orada mezhep savaşı çıkarmaya yöneliktir bu anlayış.

Şia dünyasında da Bahailik’i meydana getirdiler, son zamanlarda yine Amerika ve İngiltere’de yirmi dört saat hizmetlerinde olan televizyonlarıyla, yine Şia kesimden tekfirci, saldırgan, Ehlisünnet değerlerine söven anlayış meydana getirseler de, Şia’nın şansı başlarında her zaman rüştünü, ferasetini, dirayetini, ilmini on binlerce alim içerisinden tebarüz ederek ispatlamış merece-i taklidi, bu tür tehlikeleri zamanında fark edip, milleti aydınlatıp, bunları fırka-i dalle olarak tarif edip, dışlamayı başarıyor.

Ama Ehlisünnet’te ne yazık ki içtihat kapısı pratikte kapalı olması yüzünden, bu fırka-i dalle-i Vahhabiyet’i bir türlü def edemediler, şu anda Şia’dan çok Sünni mezhepleri tehdit etmekte. Sünni söylemlerle girip, sonra tekfirci anlayışlarını onlara empoze etmekteler, ellerindeki bunca maddi gücü kullanarak, Mekke ve Medine’yi kullanarak, oraya giden hüccacın bir türlü beyinlerini çeliyorlar. Bu da ikinci ve en büyük tehlikedir.

Madem ümidimizi bağımlı liderlerden kestik, madem arkasına emperyalizmi, cebine dolu parasını almış, Müslümanlar arasında fitne unsuru Vahhabiyetin karşısına çıkacaksak, en az onlar kadar, Allah’ın vahdaniyetine, Müslümanların birliğine olan inancımız, sorumluluk duygumuzla, gece gündüz çalışıp, Müslümanları Şii-Sünni’siyle, bütün İslami mezhebe mensup insanları, tevhit adıyla diğer herhangi bir Müslüman fırkaya kafir diyenden uzak durmasını sağlamak durumundayız.

Siz vahdete yönelik ne kadar ayet ve hadis okursanız okuyun, Müminler kardeştir dediğinizde onlar diyor ki siz kafirsiniz, mümin değilsiniz ki. Türkiye’de şehit-evliya mezarlarına gitmeyen yok, bu anlayışa göre Türkiye’de herkes müşrik. Afrika’da bugün Şia yok ama bu anlayış orada da durmadan katliam yapıyor. Mısır’ın durumu ortada.

Suriye’nin durumu ortada, Alevi’den çok Sünni öldürüldü orada bu anlayış tarafından, Ramazan El-Buti gibi çok aydın ve münevver bir Sünni ulema öldürüldü, ruhu şad olsun. Suriye uleması ne yapıyor,  Müftü-i Azam Şeyh Bedrettin Hassun ender aydın İslam ulemasından birisidir,  oranın diyaneti Suriye halkının vahdetini sağlamıştır. Suriye’yi yok eden Vahhabi teröristlerdir, dünyanın en az otuz ülkesinden gelen yüzbinlerce terörist Amerika’ya saldırsa üstesinden gelemez ama ben Suriye halkını, riyasetini, önderliğini, diyanetini, ordusunu ve vahdetini selamlıyorum, bu buhranı çok güzel yönettiler ve üstesinden geldiler, Allah yardımcıları olsun.

Bu noktada diğer Sünni ulema da Suriye’deki ulema kadar gayret sarf etseydi, Vahhabiyet bu kadar ilerlemezdi. Vahhabiyet Şia’dan çok Sünni mezhepleri yutmaktadır, onlar için tehlikedir. El ele verip, bu İngiliz uyduruğu dini anlayıştan Müslümanları da, İslam ülkelerini de kurtarmak durumundayız.

Bu çalışma da ona hizmet amaçlıdır, İslam aydınları, uleması, ümmeti bu yanlış tekfirci anlayışa karşı uyandırıp, aydınlatıp önünü almak zorundadır diye düşünüyorum. Türkiye Cumhuriyeti de, İran İslam Cumhuriyeti’de bu anlayışa karşıdır, bu iki ülke samimiyetle el ele verirse, yanlarına alacağı birçok Türkî Cumhuriyetler olsun, Afganistan-Pakistan gibi İslam ülkeleri olsun, Irak, Suriye, Mısır ve diğer Afrika İslam ülkeleriyle birlikte bu tekfirci anlayışı nütfesinde boğar, daha fazla Müslüman kanı akmasını önler diye düşünüyorum. 

Bu noktada Mecme-i Takrib’in çalışmalarını takdir ediyorum, umuyorum ki Ehlisünnet tarafından da bu çalışmalar yeterli kabul ve desteği görür. El ele vererek, kardeş kardeş, biz bu tekfirci terörist anlayışa karşı, cenine bile acımayan, çocukları kuzu kurban gibi kesen bu anlayış, hem Müslümanlar arasında fitne çıkarıyor, hem İslam’ın çehresini-imajını bozuyor, bu anlayıştan kurtarmak durumundayız. Hepinizi saygıyla selamlıyor ve bu oturumların hayra vesile olmasını, vahdete ve Müslüman ümmetin aydınlanmasına vesile olmasını diliyorum.

Özgündüz'ün konuşmasını izlemek için tıklayın:

Diğer Haberler