Abdullah TURAN

Navruz Bayramı

07 Haziran 2013 08:45

Aslında Navruz Bayramı çok eskiden beri özellikle de İran'da kutlanan bir yılbaşı bayramıdır. Nevruz Farsça bir kelime olup anlamı yeni gün demektir. İran toplumu baharın ilk günü olan bu günü, yeni yılın ilk günü olarak kabul etmiş ve onu yılbaşı olarak kutlamaya başlamışlardır.

Gerçek şu ki onlar bu seçimlerinde çok da isabetli bir seçim yapmışlardır. Çünkü o günde ölü durumda olan tabiata sanki yeniden hayat gelmekte ve her şey yeniden canlanmaktadır. O günden itibaren bitkiler ve ağaçlar yeniden canlanmakta ve hayvanlar da dahil olmak üzere her şey canlılığında yeni bir başlangıç yapmaktadır. Baharın gelmesiyle kışın soğuk havası gidip, yerine canları okşayan güzel, temiz ve ılık bir hava gelmekte, bitkiler yeşermekte, ağaçlar çiçek açmakta, kış uykusuna yatan hayvanlar uyanmakta ve diğer canlılar da daha bir canlı hale gelmekteler, aslında tek kelimeyle söylemek gerekirse ölen hayat, yeni baştan başlamaktadır.

Bu açıdan o günün, yılın ilk günü olarak kabul edilmesi, gerçekten de çok isabetli ve yerinde bir karar olmuştur. Buraya kadar bu günün bayram olarak kutlanması, sırf toplumsal bir bayram olup dinimiz açısından bir anlam ifade etmemektedir. Ama ne var ki, hem efendimiz Allah Resulü hem de imamlarımız bu gün hakkında bir takım bilgiler de vermişler ki bu bilgiler ışığında bu gün aynı zamanda bir dini bayram rengini de almıştır.

Özellikle de biz Ehlibeyt dostları arasında bu gün, Ramazan bayramı, Kurban bayramı ve Gadir bayramından sonra kutlanan dördüncü bayram olmuştur. Hususiyle de biz Azeriler, arısında bu gün Ali Bayramı ismini de alarak geniş bir şekilde kutlanmaya başlanmıştır. İşte bütün bunların temelinde Ehlibeytten bize gelen bu gün hakkındaki bazı yeni bilgiler yatmaktadır. Yoksa biz onu sırf bir yılbaşı olarak kutlamıyoruz.

Mesela bir hadiste İmam Cafer Sadık aleyhisselamın şöyle buyurduğu yer almıştır: عَنْ مَوْلَانَا الصَّادِقِ عليه السلام فِي يَوْمِ النَّيْرُوزِ قَالَ إِذَا كَانَ يَوْمُ النَّيْرُوزِ فَاغْتَسِلْ وَالْبَسْ أَنْظَفَ ثِيَابِكَ وَ تَطَيَّبْ بِأَطْيَبِ طِيبِكَ وَ تَكُونُ ذَلِكَ الْيَوْمَ صَائِماً... Yani "Navruz günü olduğunda, gusül al, en güzel elbiseni giyin, en güzel kokularla süslen ve o gün oruç tut...

Başka bir hadiste ise İmam Cafer Sadık aleyhisselam'ın şöyle buyurduğu geçmektedir: عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ ع قَالَ يَوْمُ النَّيْرُوزِ هُوَ الْيَوْمُ الَّذِي أَخَذَ فِيهِ النَّبِيُّ ص لِأَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ ع الْعَهْدَ بِغَدِيرِ خُمٍّ فَأَقَرُّوا لَهُ بِالْوَلَايَةِ فَطُوبَى لِمَنْ ثَبَتَ عَلَيْهَا وَ الْوَيْلُ لِمَنْ نَكَثَهَا ويَوْمُ النَّيْرُوزِ هُوَ الْيَوْمُ الَّذِي يَظْهَرُ فِيهِ قَائِمُنَا أَهْلَ الْبَيْتِ وَ وُلَاةَ الْأَمْرِ وَ يُظْفِرُهُ اللَّهُ تَعَالَى بِالدَّجَّالِ فَيَصْلِبُهُ عَلَى كُنَاسَةِ الْكُوفَةِ وَ مَا مِنْ يَوْمِ نَيْرُوزٍ إِلَّا وَ نَحْنُ نَتَوَقَّعُ فِيهِ الْفَرَجَ لِأَنَّهُ مِنْ أَيَّامِنَا حَفِظَتْهُ الْفُرْسُ وَ ضَيَّعْتُمُوهُ Yani "Allah Resulünün Gadirihumda Hz. Ali için biat aldığı gün Navruz günü idi. (Yani o hadise o zaman Navruz gününe denk gelmişti.) İnsanlar da o gün Ali'nin velayetine ikrar ettiler.

Ne mutlu o kimseye ki bu ahdi ve ikrarı üzere kaldı, ikrarını bozanlara da yazıklar olsun. Allah Resulü'nün Ali'yi cinler vadisine gönderip de onlardan ahit aldığı gün de Navruz günü idi. Hz. Ali'nin kendisine karşı baş kaldıran Nehrivan isyancılarına karşı zafer kazandığı gün de Navruz günü idi. Biz Ehlibeytin kıyam edeni olan Mehdi ve diğer emir sahipleri de bu günde kıyam edecek, Allah onu Deccala karşı muzaffer kılacaktır.

Biz her Navruz günü olduğunda hep kurtuluşu bekleriz. Çünkü o gün bizim günlerimizden birisidir. Farslar onu ihya ettiler ama siz onu unuttunuz. Sonra Kur'an'da Allah Teâlâ bir kavmin ölüm korkusuyla yurtlarını terk ettiklerini ve Allah'ın da onları topluca öldürdüğünü ve ardından bir süre sonra tekrar dirilttiğini bildirmektedir. Allah Teâlâ Bakara Suresi'nin 243. ayetinde şöyle buyurmaktadır: " أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ خَرَجُواْ مِن دِيَارِهِمْ وَهُمْ أُلُوفٌ حَذَرَ الْمَوْتِ فَقَالَ لَهُمُ اللّهُ مُوتُواْ ثُمَّ أَحْيَاهُمْ إِنَّ اللّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلَـكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَشْكُرُونَ Yani: "Binlerce oldukları halde ölüm korkusundan dolayı yurtlarından çıkıp gidenleri görmedin mi? Allah da onlara öl dedi, (öldürdü) sonra da onları yeniden diriltti. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkardır, ama insanların çoğu şükretmez." İşte Allah Teâlâ onları İsrail oğullarından olan bir peygamberin duası üzerine bu günde diriltmiştir. Bu hadislerden bu güne niçin Ali bayramı dendiği de anlaşılmıştır.

Bu güne Ali bayramı denmesi, Allah Resulünün İmam Ali'nin kendisinden sonra Müslümanların önderi olduğunu açıklayıp onlardan Hz. Ali'ye biat etmelerini istemesi Gadir-i Hum gününün bu güne denk geldiği için ona Ali bayramı denmiştir. O halde biz de bu güne özellikle bu yönüyle bakmalıyız. Ayrıca bu günün baharın başlangıcı olması hasebiyle tabiatın bu günde yeniden canlandığı için ve bir de hadiste geçtiği üzere geçmiş ümmetlerden bir grubun öldükten sonra dirilmelerinin bu günde gerçekleştiği için bu günü ölümden sonra yeniden dirilmenin, yani kıyametin bir delili olarak görerek Rabbimizin her şeye kadir olduğunu anlamalıyız ve ona bize olan sonsuz nimetlerinden dolayı şükür etmeliyiz.

Nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur: وَتَرَى الْأَرْضَ هَامِدَةً فَإِذَا أَنزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَاء اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَأَنبَتَتْ مِن كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّهُ يُحْيِي الْمَوْتَى وَأَنَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ Yani: Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne oldu¬ğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken bir şey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.

Bunlar, yalnız Allah'ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün her şeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah'ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir. Başka bir ayette ise şöyle buyurmuştur: فَانظُرْ إِلَى آثَارِ رَحْمَتِ اللَّهِ كَيْفَ يُحْيِي الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا إِنَّ ذَلِكَ لَمُحْيِي الْمَوْتَى وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ Yani: Allah'ın rahmetinin belirtilerine bir bak, yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphesiz ölüleri de O diriltir. O her şeye Kadir'dir.

O halde gelin tabiatın yenilendiği gibi biz de bütün yanlışlarımızı bırakarak yeniden temiz bir hayat başlayalım ve Allah Teâlâ'dan bizi bu yeni başlangıçta hep en güzeline muvaffak kılmasını dileyerek şu duayı okuyalım: Yâ mukallibe'l-kulub-i ve'l-ebsar, Yâ mudebbire'l-leyl-i ve'n-nehâr, yâ muhavvile'l-havl-i ve'l-ahvâl, havvil hâlenâ ilâ ahseni'l-hâl . Yani ey gönülleri ve bakışları çevirip değiştiren, ey gece ve gündüzü ard arda getiren, ey yılı ve halleri değiştirip dönüştüren Allah, bizim halimizi en güzel hale çevir.  _

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

Yazarın Diğer Yazıları

İslâm Öncesi Dinlerde Mehdi İnancı
07 Haziran 2013 08:45

Kerbelâ'dan Gazze'ye Risalet'in davası
07 Haziran 2013 08:45

Tüm Yazılar