Anadolu ve Balkanlar İnanç Önderleri Toplantısı Yapıldı

Değerli Liderimiz Selahattin ÖZGÜNDÜZ' ün de konuşmacı olarak katıldığı dördüncü Anadolu ve Balkanlar İnanç Önderleri Toplantısı yoğun bir katılımla yapıldı.

Prof. Dr. İzzettin Doğan önderliğinde Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Cem Almanya Alevi Federasyonu (CEM AAF) ve Avusturya Alevileri Cem Federasyonu (ACF) tarafından düzenlenen Anadolu ve Balkanlar 4. İnanç Önderleri ve Alevi Kurum Yöneticileri Toplantısı İstanbul'da yapıldı.

Toplantıya Makedonya, Bulgaristan, Yunanistan'dan Dedeler ve Babalar, Alman Sol Parti adına Federal Meclis Milletvekili Prof.Dr.Hakkı Keskin, Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) adına Federal Meclis Milletvekili Dr. Lale Akgün, CHP Genel Başkan Yardımcısı adına İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, AKP İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu, CHP MYK Kurulu Üyesi Ali Kılıç, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, TURKUAZ Hareketi Başkanı Ali Müfit Gürtuna, Türkiye'nin dört bir yanından dedeler, babalar, kurum yöneticileri ve vatandaşlar katıldı.

Toplantıya katılanlara hitap eden Bakan Çelik, Türkiye'de Sünnilerin Alevilerin, Alevilerin de Sünnilerin haklarını savunmadıkça, gerçek anlamda demokrat toplum olunamayacağını belirterek, 'Alevi meselesi inanç meselesi, her türlü oy kaygısının üzerinde, siyasi parti mülahazasının üstünde görülmedikçe ve buna göre yaklaşılmadıkça biz mesafe kat edemeyiz.' dedi.

CEM VAKFI TÜRKİYE'NİN BÜTÜNLÜĞÜ İÇİN ÇALIŞMAKTADIR

Toplantıda Alman Sol Parti adına Federal Almanya Parlamentosu Milletvekili Prof.Dr. Hakkı Keskin konuştu. Cem Vakfı'nın bu önemli toplantısında bulunmaktan kıvanç duyduğunu söyleyen Keskin, " Çünkü Cem Vakfı, değerli hocamız İzzettin Doğan öncülüğünde, Türk halkının birliği ve bütünlüğü için çalışmaktadır" dedi. Almanya Federal Parti milletvekili Hakkı Keskin, Cem Vakfı'nın Türkiye ve yurt dışında Alevi vatandaşlar üzerinde oynanan oyunlara karşı çıktığını söyledi. Keskin, bölücü terör örgütü PKK'nın, Kürt kökenli Alevilere, devlet tarafından kendilerine eşit davranılmadığını belirterek kendilerine çekmeye çalıştıklarını, hatta bunu büyük ölçüde de başardıklarını dile getirdi. Türkiye'de günlük sorunların gündemi oluşturduğuna dikkat çeken Keskin, Avrupa ülkelerinde sosyal toplum sorunlarının masaya yatırılarak çözüm arandığını açıkladı.

Bakan Hüseyin Çelik'e hitap eden Keskin, "Siz de dinliyorsunuz, ne istiyor bu vatandaşlar? Her alanda eşitlik istiyorlar. İnanç düzeyinde maalesef bu eşitliğe sahip değiller. Bu durumun anayasa güvencesine kavuşturulması gerekir." diye konuştu.

Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Doğan Bermek ise, yarının (pazartesi) Kerbela olayının yıldönümü olduğuna dikkat çekti. Bermek, Sivas olayları, Maraş olayları gibi tarihte Aleviler aleyhine büyük oyunlar oynandığını, bunların Alevileri inançlarından vazgeçiremediğini söyledi.

Kerbela'da Hz.Hüseyinin şehit edilmesine dayanan uzun bir yıpratılma sürecinden geldiklerini belirten Bermek, "Bizim sabrımız çok, hak kukuk bizden yana, akıl bilim bizden yana, artık gerisi de siyasetçilere kalıyor." diye konuştu. Kendilerinin temsil edilemediklerini, bu nedenle anlaşılamadıklarını belirten Bermek, aleviliğin, İslamın değişik bir yorumu olarak anladıklarını söyledi.

12 BİN 660 ALEVİYİ KURŞUNA DİZDİLER

Kosova dedesi Ali Nakih Horasani ise, 82 yaşına geldiğini ömrünün son anlarını yaşadığı için korkusu da olmadığını belirterek bugüne kimsenin bilmediğini söylediği bir olayı anlatmak istediğini söyledi. 15 Nisan 1945 tarihinde Kosova'da seferberlik ilan edildiğini ve kendilerinin Arnavutluk'a sürüldüğünü belirten Horosani, "12 bin 660 alevi kardeşimizi bu zaman kurşuna dizdiler. O zaman Kosova'da Müslüman olmak bir suçtu. Alevi olmak da iki suçtu." dedi.

"BİRBİRİMİZİN CANI, KANIYIZ"

Caferi Lideri Selahattin Özgündüz ise, "Hepimiz tek renk olsak geri kalırız. İhtilafta rahmet var. Ama kavgada değil, farkta rahmet var. Aynı memleketin çocuklarıyız. Birbirimizin canı kanıyız. Bırakın isteyen istediği gibi yorumlasın İslamı. 'Cemevi ibadeşane mi? Cem etmek ibadet mi?' diye soruyorlar bana. Eğer onlar ibadeşane diyorsa ibadeşenedir." dedi.

Halktan toplanan verginin, halkın ortak parası olduğuna dikkat çeken Özgündüz, "O halde devlet kurumlarını da ortak kullanmalıyız. Bizim hakkımızı verirken bizden birşeyler koparmaya çalışmayın. Bizi asimile etmeyin. Ancak istediğimizi vermezseniz bile fitne tarafı olmayacağız." şeklinde konuştu.

Cem Vakfı kurucusu Prof.Dr. İzzettin Doğan'ı işaret eden Özgündüz, "Akıllı, kültürlü bir muhatabınız varken bunu fırsat bilin." diye konuştu. Cem evlerine de gereken ilginin gösterilerek devlet tarafından camilere yapılan ödenek kadar ödenek ayrılmasını isteyen Özgündüz, "Ben Diyanet'in çatısı altında olmak istemiyorum. Devamlı kontrol altında tutulmak istemiyorum." dedi.

Mevcut hükümetin din dersi kitaplarına Alevilik ile ilgili birşeyler koyduğuna dikkat çeken ve teşekkür eden, fakat kitaba yansıtılan bilgiler arasında yanlışlıklar bulunduğunu belirten Özgündüz, "Keşke bu çalışmayı yapmadan önce bizimle de görüşüp öyle karar verseydiniz." dedi.

2009 yılının 7 Ocak gününde evrensel aşura törenlerinin yapılacağına dikkat çeken Özgündüz, "Yılda bir günümüz var. Bu günü tatil etseniz ne olur?" diye konuştu. Gazze'de 200'ün üzerinde insan öldürüldüğüne dikkat çeken Özgündüz, yaralananların tedavi olacak bir hastanesi bile kalmadığını belirterek, "Buradan İsrail'i kınıyoru. Hatta Filistin'lilere sahip çıkmayan, gayretsiz, himmetsiz Arap toplumunu kınıyorum." şeklinde konuştu.

AKP ÖNERGELERİMİZİ ENGELLEDİ

CHP Genel Başkan yardımcısı Milletvekili Mustafa Özyürek de, Meclis'te Alevi vatandaşlara bir ödenek ayrılması konusunu 6 kez gündeme taşıdıklarını ancak AK Partililerin oylarıyla görmezden gelindiğini savundu. Okul kitaplarının, Alevi-Bektaşi kültürünü yok sayanlara yazdırıldığını belirtti.

CEM VAKFI GENEL BAŞKANI İZZETTİN DOĞAN'IN KONUŞMASI:

Sizleri buraya neden davet ettik, binlerce kilometre uzaklardan? Çünkü, Türkiye çok önemli bir dönemden geçiyor. Devletin çözülmeye girdiği, kanun hakimiyetinin sona erdiği, kaotik bir ortama Türkiye sürükleniyor. Bu ülkenin en önemli kesimlerinden olan Aleviler üzerinde de oyunlar oynanmaya başladı. Bunu çözülmesini sağlamak amacıyla sizleri buraya davet etmek zorunluluğu doğdu.

2002'de seçime girmeden önce Aleviler'in isteklerini siyasilere sunduk. Hemen hemen tüm partiler iktidar partisi AKP hariç hepsi bu hususta tüzüklerinde değişiklik yaptılar. AKP ise seçim bildirgesinde bu siyasi partilerin dahi ötesine taşan din ve inanç özgürlüğü ve bunun önündeki pek çok sorunu çözeceklerini belitiyorlardı.Biz de gerçekten sorunları çözeceklerini düşündük.Sonra AKP iktidara gelince hükümet olarak meclise sundukları programda bu ifadeye yer verildi. Biz nasıl umutlanmıştık, herkesin inanç ve ibadetlerinde özgür olacağını gerçekleştireceklerini düşündük. Ama öyle olmadı. AKP son 7 yıllık iktidarında hiç bir gelişmeye tanık olunmadı. AB'ye üye olacak bir ülke için bunlar önemli eksikliklerdir. 25 milyon sayısı bulunan Alevilere eşit davranılmıyor. Alevi dedelerine kuruş para verilmez ama, Sünni imamlarına yılda 2 milyar dolar kaynak aktarılıyor. Dönemin Alman Başbakanı Kohl, "Türklerin Almanya'da 6 bin camisi var acaba Türkiye'de biz 2 tane kilise yapabilir miyiz" diyordu. Evet Almanya'da devletin yardımıyla 6 bin tane cami var. Alevi yurttaşların çocukları ne yapacaktı. Sünni yurttaşların çocuklarına dinlerini öğretebilmesi için devletin doğrudan veya dolaylı yardımını hoş görüyorum. Fakat, Aleviler sizin vatandaşlarınız değil mi? Alevi yurttaşlar nasıl çocuklarına kültürlerini anlatacaklardı. Aleviliğin İslam anlayışı olmasa zannediyor muzunuz ki, Aleviler Sivas'ta, Maraş'ta, Malatya'da yaşadıkları zulümlere karşı dururlarmıydı zannediyorsunuz. Ama, Aleviliğin İslam anlayışında dört kelimeye yer yoktur: Cebir ve şiddete, kin ve nefrete yer yoktur. Olmadığı içinde ne yapılırsa yapılsın eyvallah diyoruz. Aleviler İslam dışıdır, Alevi dedeleri maaş almasın diyorlar. Ama dedeye sormuyorlar maaş istiyor mu istemiyor mu? Dede çoluk çocuğunun rızkını nasıl kazanacak. Onun için dedeler maaş alsın almasın, Alevi İslam'ın devlete entegere edilmesi yani Diyanet'in baştan aşağı yeniden kurgulanması halinde bu meseleler çözümlenir. Bunlar tartışma konusu olmaktan çıkar. Ben bugün siyasi iktidarı, diğer siyasi partilerin de yaptığı bir şey yok. Siyasi partiler bir araya gelerek bu Türkiye'nin sorunudur deyip bir araya gelip çözüm bulmaya çalışmamışlardır. Bundan bir kaç gün önce Sayın Başbakan bizleri Dolmabahçe'ye görüşmeye çağırdı. Bu görüşmede burada sizlere anlattıklarım orada daha ayrıntılarıyla ortaya koyuldu. Bu sorunun çözülmemesi halinde Türkiye açısından nasıl bir güvenlik meselesi haline geleceğini anlattım. Bugün kargaşa konusu olarak kullanılmak istenen en önemli konu Aleviliktir. Bu güne kadar Kürt sorunun devlete maaliyeti görüyoruz, 500 milyar dolar artı can kaybı. Biz CEM Vakfı olarak sorunlarımızı kimsenin burnu kanamadan dile getirdik. Eğer Alevilerin sorunları çözülmezse bu ülkede onları sahiplenecek çok büyük güç odakları yeryüzünde var dedik. Ve onlar Alevilerin sorunlarını Alevilerin istedikleri şekilde kendi istediklerini çözmeye çalışacaklarını 20 yıldır söyledik. Bu fikrimizi anladılar ki cemevleri yapılmaya başlandı. Bugün binin üzerinde cemevi bulunmaktadır. Müsade ederseniz burada Avrupalılara da bir eleştiride bulunmak istiyorum. Bunu daha önce OIlli Rehn'e de söyledim. Türkiye'nin AB'ye katılabilmesi için ilerleme raporunda Alevilerin sorunlarına yönelik madde bir tek cümleciktir. Azınlık konuları söz konusu olduğunda sayfalarca yazılar hazırlanıyor. 25 milyonun sorunları çözülmeden nasıl bir Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne alacaklar. Nasıl oluyor ki bu ülkede herkesten vergi alıyorsunuz fakat Sünni kesimin dışında kimseye para harcamıyorsunuz. Biz Çankaya'da bir cemevi yapımına başladık. Ama sayın Baykal bu cemevi seçimlere kadar bitirilecek diyordu. Anladık ki bizim paramıza güvenerek bunu demiş. Burada Sayın Özyürek'e söylüyorum, CHP'nin Alevilere karşı görevi bir arsa vermekle bitmez. Çankaya'da Atatürk'ün mahallesinde bir cemevi olmalıdır.

CEMEVLERİNİN İBADEŞANE OLMASI SORUNU ÇÖZMEZ

AK Parti Milletvekili Reha Çamuroğlu ise, konuşmasında cemevlerinin ibadeşane olarak kabul edilmesinin Alevilerin sorununu çözemeyeceğini belirtti

Bunun üzerine salonda bulunanlardan bir kişi, "Altı senedir oradasın. Ne yaptın sen?" şeklinde tepki gösterdi. Çamuroğlu, "Ben 1,5 yıldır oradayım. Ben senden razı değilim. Bunu 100 yıldır ne oldu olarak da değerlendirebiliriz ama buralara getirmeyelim." şeklinde karşılık verdi.

Bir grup Alevi de, "Biz de senden razı değiliz." diye konuştu. Çamuroğlu, konuşmasının ardından salondan ayrıldı.

 


SONUÇ BİLDİRGESİ

28.12.2008 tarihinde İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi’nde çeşitli coğrafi bölgelerden ve ülkelerden gelen 5.000’in üzerinde İnanç önderi ve kurum yöneticisinin katılımıyla yapılan “4. Alevi İnanç Önderleri ve Kurum Yöneticileri” toplantısında aşağıdaki kararlar alınmıştır.

Alevilik İslam dininin içsel (Bâtıni) yorumudur. Kuran’ı kutsal kitap, Hz. Muhammed’i peygamber kabul eder. Tanrı’nın tekliğine inanan Alevi’ler yollarını Hz. Ali ve Ehl-i Beyt‘in izinde, 12 imamların önderliğinde, Hakk-Muhammed-Ali çağırarak sürdürürler. İnancın yürütüldüğü mekânlar dergâhlarımız ve CEM evlerimizdir. Alevilik edebiyatı, müziği, şiiri, tasavvufi bilgileri inancını yaşarken ve gelecek kuşaklara aktarırken yoğun bir biçimde kullanır. Amacı tüm diğer inançlarda da olduğu gibi olgun ve kamil insanlar yetiştirmek ve sevgi, barış, dostluk içinde yaşanan bir dünya oluşturmaya katkıda bulunmaktır. Bu inançları paylaşmadan, Alevilik olmayacağı gibi Alevi de olunmaz.

Bu toplantıda Aleviliğin İslam inancının bir yorumu olduğu tüm inanç önderleri tarafından defalarca tekrar edilmiştir. Alevi toplumu, inancını etnik, bölgesel, coğrafi ve siyasi sınırlar içine alma gayretlerini ve Aleviliği İslam dışı gösterme çabasında olan çarpık zihniyetleri şiddetle kınar. Alevi toplumu böylesine gerçek ve akıl dışı konuların tartışmaya dahi açılmasını kendisine ve inancına yapılmış ağır bir hakaret olarak görmektedir.

Toplantıya yurt içi ve yurt dışından katılan Alevi İnanç ve kurum önderleri, yanı sıra siyasi parti ve AB temsilcileri Alevi taleplerinin bir an önce gerçekleştirilmesinin hayati önemine değinmişlerdir.

31 Ağustos 2002 tarihinde 632 Alevi kuruluşunun ortak bildirisinde yer alan, ancak bugüne kadar en ufak bir olumlu gelişme sağlanamayan haklı insani ve yasal talepler toplantıda bir kez daha aşağıdaki biçimi ile dile getirilmiştir.

1. Genel Bütçeden, inanç hizmetleri için ayrılan kaynaklardan Alevilere de pay ayrılmalıdır. Bu vesile ile inanç kurumlarımızda görev alan ve hizmet veren Alevi İnanç Önderlerimizin sosyal hakları kanun teminatı altına alınmalıdır.

2. Zorunlu olmasını şart görmediğimiz, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri zorunlu olsa da, olmasa da bu derslerde Alevilik de dâhil olmak üzere tüm inançlar yansız ve doğru olarak öğretilmelidir.

3. Devlete ait Radyo ve TV kanallarında tüm inanç grupları kendilerini düzenli ve sürekli olarak ifade edebilmelidir.

4. Cemevleri ibadeşane olarak yasal statüye kavuşturulmalı ve Cemevleri yapımına da yeterli arsa ve maddi destek sağlanmalıdır.

5. İnanç uygulamalarını ve cemlerimizi yönetecek, yönlendirecek bilgili kişilerin yetiştirilmesi amacıyla okullar açılmalı ve üniversitelerimizde tasavvuf bölümleri kurulmalıdır.

Halk geleneğinde inanç ve kültürün önemli taşıyıcı unsurlarından birisi olan bağlama da okullarda müzik aleti olarak tavsiye edilmelidir.

“4. Alevi İnanç Önderleri ve Kurum Yöneticileri Toplantısı”nda tüm katılımcıların önemle vurguladığı taleplerimize siyasi otoritenin de duyarlı ve yapıcı bir yaklaşım göstermesini en doğal vatandaşlık hakkımız olarak talep ediyoruz.

Kamuoyunun bilgisine sevgi ve saygılarımız ile bir kez daha sunarız.

Kaynak: Habercem 

 

Değerli Liderimizin Toplantıda Yaptığı Konuşmayı İzlemek İçin Tıklayınız...

Toplantı Fotoğraflarını Görmek İçin Tıklayınız...

 

 

Diğer Haberler